Kendi dinlerini
değiştirecek islâmiyeti kabul eden, muhtelif ırk, ülke ve meslekten
insanların islâmiyeti niçin kabul ettiklerine dair, çok yerleri birbirinin
aynı olan açık ve samimi beyanları ve kendileri müslüman olmadıkları hâlde,
Allahü teâlâya inanan ve müslümanlığa hayran olan birçok meşhur
kimsenin, islâmiyet hakkındaki düşünceleri kitaplarda yazılıdır. Onların
bu beyanlarından dinimizin diğer dinlerden olan farkı ve üstünlüğü kendi
ağızlarından şöyle meydana çıkmaktadır:
-
İslâm dini, tek halık [yaratıcı], tek
mabud tanır. Bu tek mabudun ismi, Allahü teâlâdır. İnsanların akl-ı
selimi, onlara tek Allah olduğunu telkin eder. Diğer dinlerde bulunan birden
fazla mabud mefhumunu [kavramını]
akıllı bir insan kabul edemez.
-
İslâm dini, insanlara yalnız ruhi bilgiler vermekle kalmaz, aynı zamanda
onlara
dünyada
ne yapmaları gerektiğini bildirir ve onlara rehber olur.
En
Üstün Din
Allahü teâlâ,
Kur'an-ı kerimde mealen şöyle buyurmaktadır:
(Allahü
teâlâ, Peygamberini, hidayet ve hak din, İslâmiyet ile gönderdi. İslâm
dinini, diğer dinler üzerine üstün kıldı.) [Muhammed
aleyhisselamın hak] Peygamber olduğuna
şahid olarak Allah yeter.) [Feth 28]
(Müşrikler
istemese de, islâm dinini diğer bütün dinlerden üstün kılmak için resulü
Muhammed aleyhisselamı, [sebeb-i hidayet olan] Kur'an
ve İslâm dini ile birlikte gönderen Allahü teâlâdır) [Saf 9]
Ve Allahü teâlâ
vâd ediyor:
(Allahü
teâlâ şükredenlerin mükâfatını verecektir.)
Burada şükretmek
demek, Kur'an-ı kerimin istediği gibi, tam müslüman olmak demektir. Allahü
teâlânın verdiği nimetleri, Onun emrine uygun olarak kullanmak demektir. Bugün
dünyada bir milyardan ziyade müslüman olduğu bildirilmiştir Yani, dünyada
her 4 kişiden biri müslümandır. Eğer bu müslümanlar, Allahü teâlânın
emrettiği gibi, ruhen ve bedenen tertemiz insanlar olur, birbirlerine kardeşçe
bağlanır, çalışır, her sahada ilerlemeye başlarsa, Allahü teâlâ da,
onlara mükâfatını verecek, o zaman müslümanlar, tıpkı kurun-ı vüsta
(ortaçağ)da olduğu gibi, medeniyetin en önüne geçeceklerdir. Allahü teâlâ,
bize bunu vâd ediyor. Allahü teâlâ, hiçbir zaman vâdinden dönmez.
Dinimizin
diğer dinlerden farkı:
Günahkâr
Doğmak (!)
- Hıristiyanlar,
insanların günahkâr olarak doğduğunu, dünyada ancak kefaret vermek ve azab
çekmek için bulunduğunu iddia ederken, islâm dini, insanların masum [günahsız]
doğduğunu, her çocuğun, Allahü teâlânın sevgili kulu olduğunu, akil,
baliğ olan insanların kendi yaptığı işten mesul bulunduğunu, doğru yolda
kaldıkları müddetçe, ahiret nimetlerinden de bol bol faydalanabileceklerini
söyler.
- İslâmiyet,
ibâdet, duâ ve tevbe etmek için, kul ile Allahü teâlânın arasına kimseyi
sokmaz. Bunları yapmak için papaza ihtiyaç yoktur.
İslamda
hurafeler yoktur
- İslâm dini,
çok mantıki bir dindir. Kur'an-ı kerimde anlaşılmıyan ve hayat şartlarına
ve fen bilgilerine uymıyan bir tek hüküm yoktur. Verdiği emirler gayet
faydalıdır. İslâmda hurafeler yoktur. Putlara, resimlere, heykellere tapmak
gibi, ancak ibtidai kavimlerin ve puta tapanların kabul ettiği ve hâlâ hıristiyan
dininde bulunan akıl almaz hususlar, islâm dininde bulunmaz.
- İslâmiyet
hangi ırk, dil ve ülkeden olursa olsun, bütün müslümanların birbirinin
kardeşi olduğunu bildirir. İslâm dininde, Allahü teâlânın huzurunda
herkes birbirine müsavidir. Namaz kılarken, en büyük rütbeli bir müslüman
ile en küçük rütbeli, en zengin ile en fakir, bir beyaz ile bir zenci müslüman
yanyana durur ve Allahü teâlâya birlikte secde ederler.
- İslâmiyette,
Peygamberler, bizim gibi bir insandır. İnsanların, her bakımdan en üstünüdürler.
Vazifeleri, Allahü teâlânın emirlerini bize bildirmektir. Güzel ahlâk ve
seciyyeleri sebebi ile, Allahü teâlâ onları seçmiş, kendilerine bu
vazifeyi vermiştir. Şimdiye kadar gelmiş bütün Peygamberleri islâm dini
kabul eder ve onlara hürmet eder.
- Hıristiyanlık,
insanı sadece Allahü teâlâdan korkutur. İslâmiyet ise, insana Allahü teâlâyı
sevdirir. Müslüman, Allahü teâlânın kendisini sevmiyeceğinden korkar.
- İnsanların
öldükten sonra ne olacaklarını, ahiret hayatını, hallerini hiç bir hıristiyan
din adamı izah edemiyor. Bunu, en güzel ve en mufassal şekilde izah eden din,
İslâmiyettir.
- İslâmiyet,
kimseden, anlıyamadığı şeyleri kabul etmesini istemez. Diğer dinlerde olduğu
gibi (sır) kabul edilen akideleri yoktur.
- İslâmiyette,
herhangi bir işte önce Kur'an-ı kerime müracaat etmek, orada bulamadığı
hususları Resulullahın sünnetinde aramak, orada da bulunmadığı hususlar için,
akl-ı selime göre ehil olanların ictihad etmesi [o işin hükmünü beyan
etmesi] esastır.
- İslâmiyet,
en yeni bir dindir. Kur'an-ı kerim, ilk gününden bugüne kadar hiç
bozulmadan, bir kelimesi bile değişmeden gelmiştir. İçinde, her ihtiyacı
karşılıyacak ahkam [hükümler] vardır. Bu, o kadar açıktır ki, artık başka
bir din gelmiyeceği, insanların dini ihtiyaçlarının tamamiyle temin edilmiş
bulunduğu, islâm dininin hakiki Allah dini olduğu kendiliğinden meydana çıkar.
-
İslâmiyet, Allahü teâlâyı (Rabbülâlemin) yani bütün âlemlerin Allahı
olduğunu beyan etmiştir. Başka dinlerde olduğu gibi, yalnız o dine mensub
olanların Allahı olarak düşünülmez.
Zorla
dine sokmak yoktur
- Müslüman
olmak için kimse kimseyi zorlamaz. Kur'an-ı kerimde Bekara suresinin ikiyüz
ellialtıncı ayetinde mealen, (Zorla
dine sokmak yoktur) emri vardır. Hâlbuki hıristiyan misyonerler, insanları
zorla veya menfaat vâd ederek hıristiyan yapmaya uğraşırlar.
En mükemmel
ictimai nizamı tayin etmiştir
- İslâmiyet,
iktisadi bakımdan kapitalist ve komünist düşünceleri reddeder. Fakiri
korumuş, zengini de kötülememiştir. Zenginlerin, fakirlere zekât ve sadaka
vermesini emretmiştir. Ayrıca dünyadaki çeşitli millet ve ırklara mensub müslümanları
bir araya getirerek [Hac gibi], dünyada en mükemmel ictimai [sosyal] nizamı
tayin etmiştir.
- İslâmiyet,
alkollü içkileri, kumarı ve uyuşturucu maddeleri haram etmiştir. Dünyadaki
en büyük fenalıklar, bu üç belâdan hasıl olmaktadır.
- İslâmiyette
ibâdetler, yalnız Allahü teâlâya şükretmek, Onun sevgisini kazanmak için
yapılır. İbadet saatleri muayyen olduğundan, bunlar insanları intizama,
senede bir ay tutulan oruç ise, iradesini kuvvetlendirmeye ve nefsine hakim
olmaya alıştırır.
- İslâmiyet,
temizliğe çok önem veren bir dindir. İbadete başlamadan önce, vücut
temizliğini emreden yegane din, islâmiyettir. Diğer dinlerde böyle birşey
yoktur. İslâmiyette, ibâdetler kısa olduğu için, bunlar günlük hayat üzerinde
aksi bir tesir yapmaz.
- Hıristiyan
rahiplerin vaazlarında söyledikleri, fakat kendilerinin ve diğer hıristiyanların
hiçbir zaman yapmadığı hilm, yardım ve merhamet gibi iyi huylar, yalnız müslümanlarda
vardır.
- İslâmiyet,
fakirlere, kimsesizlere, misafirlere ve hangi dinden olursa olsun, yabancılara
yardım etmeyi emreden tek dindir.
- İslâmiyette,
her yerde ibâdet etmeye müsaade edilmiştir. İbadet için muhakkak camiye
gitmek mecburiyeti yoktur. Bir müslüman, bir başka dinin mabedine tecavüz
etmez ve mecbur olunca bir kilisede de namaz kılabilir.
- İslâmiyet,
insanları, çalışmaya, faydalı, şeyleri öğrenmeye, önce kendi aklı ve
gayreti ile iş görmeye başladıktan sonra, Allahdan yardım istemeye davet
eder. (Bir saat tefekkür ve faydalı iş
görmek, bir sene ibâdete eşittir) diyen başka bir din yoktur.
- İslâmiyet,
ruh ve beden temizliğidir. Bu ikisinin müsavi tutar. İslâmiyette, yalnız
sevgi, güler yüz, tatlı söz, dürüstlük ve iyilik etmek vardır.
- Teselli arıyan
bir zavallı, bunu ancak Kur'an-ı kerimde bulur. Kur'an-ı kerimde, muhtaçları
teselli eden, onları ferahlatan, ne yapmaları gerektiğini öğreten birçok güzel
nasihatler vardır.
Kadına
Değer Verir
-
İslâmiyet, kadınlara çok kıymet vermiş, onlara en büyük hakları tanımıştır.
İslâm dininde birkaç kadınla evlenmek gibi bir emir yoktur. İslâm dini, bu
hususta belirli bir adedi geçmemek ve bazı haklara riayet etmek şartıyla
izin vermiştir. İslâm dini zuhur ettiği zaman, Araplar istedikleri kadar kadınla,
onlara hiçbir hak tanımaksızın birlikte yaşarlardı. İslâmiyet, kadınları
bu feci vaziyetten kurtarmış, onların haklarını korumuştur. Muhammed
aleyhisselam, (Cennet anaların ayağı
altındadır) buyurarak, kadınlara mümtaz [seçkin] bir mevki vermiştir. Hiçbir
dinde bu imtiyaz yoktur.
Adaleti
emreder
Rum Kayseri
Herakliyusun büyük ordularını perişan eden İslâm askerlerinin başkumandanı
Ebu Ubeyde bin Cerrah hazretleri, zafer kazandığı her şehirde adamlarını
bağırtarak, Rumlara, Halife Hz. Ömerin emirlerini bildirirdi. Humus şehrini
alınca buyurdu ki:
(Ey Rumlar!
Allahü teâlânın yardımı ile ve Halifemiz Ömerin emrine uyarak bu şehri
de aldık. Hepiniz ticaretinizde, işinizde, ibâdetlerinizde serbestsiniz. Malınıza,
canınıza, ırzınıza, kimse dokunmayacaktır. İslâmiyetin adaleti aynen
size de tatbik edilecek, her hakkınız gözetilecektir. Dışardan gelen düşmana
karşı, müslümanları koruduğumuz gibi sizi de koruyacağız. Bu hizmetimize
karşılık olmak üzere, müslümanlardan hayvan zekâtı ve uşr aldığımız
gibi, sizden de, senede bir kere cizye vermenizi istiyoruz. Size hizmet etmemizi
ve sizden cizye almamızı Allahü teâlâ emretmektedir.)
Humus Rumları,
cizyelerini seve seve getirip, Beyt-ül-mal emini Habib bin Müslime teslim
ettiler.
Herakliyusun, bütün
hıristiyan ülkelerinden asker toplayarak Antakyaya hücuma hazırlandığı
haberi alınınca Humus şehrindeki askerlerin de, Yermükteki kuvvetlere katılmasına
karar verildi. Ebu Ubeyde hazretleri şehirde memurların şöyle bağırmalarını
emretti:
(Ey Hıristiyanlar!
Size hizmet etmeye, sizi korumaya söz vermiştim. Buna karşılık, sizden
cizye almıştım. Şimdi ise, Halifeden aldığım emir üzerine, Herakliyus
ile gaza edecek olan kardeşlerime yardıma gidiyorum. Size verdiğim sözde
duramayacağım. Bunun için hepiniz Beyt-ül-mala gelip, cizyelerinizi geri alınız!
İsimleriniz ve verdikleriniz, defterimizde yazılıdır.)
Suriye şehirlerinin
çoğunda da böyle oldu. Hıristiyanlar müslümanların bu adaletini, bu şefkatini
görünce, senelerden beri Rum imparatorlarından çektikleri zulümlerden ve işkencelerden
kurtuldukları için bayram yaptılar. Sevinçlerinden ağladılar. Çoğu seve
seve müslüman oldu. Kendi arzuları ile Rum ordularına karşı İslâm
askerine casusluk yaptılar.
İslâm
devletlerinin meydana gelmesi, yayılması asla, saldırmakla olmadı. Bu
devletleri ayakta tutan, yaşatan, büyük ve başlıca kuvvet, iman kuvveti idi
ve İslâm dininde çok kuvvetli bulunan adalet, iyilik, doğruluk ve fedakârlık
meziyeti idi. Kur'an-ı kerimde buyuruldu ki:
(Allah,
adaleti, iyilik yapmayı, akrabaya bakmayı emreder. Hayâsızlığı, fenalığı
ve haddi aşmayı meneder.) [Nahl 90]
(Ey
iman edenler! Bir millete olan öfkeniz, sizi adaletsizliğe sürüklemesin.
Adil olunuz!) [Maide 8]
* / * / * / * / * / * / * / *
Yabancıların
müslüman olmalarına sebep olan şeyler
Bir çok
diplomat, devlet, ilim ve fen, hatta din adamlarının müslüman oluşları, İslâmiyetin
büyüklüğüne hayran kaldıklarındandır. Misyonerler, milyarlar harcayarak
Hıristiyanlık propagandası yapıyorlar. Hâlbuki propagandasız birçok
yabancı, İslâmı seçmiştir. Bu sebeplerin birkaçı şöyle:
1-
İslâmda tek ilah vardır. Hıristiyanlıktaki üç tanrı inancı, ilim
sahiplerince saçma görülmüştür.
2-
İslâm, sadece ahiret saadetini değil, dünyada da mutlu yaşamanın yollarını
bildirmiştir.
3-
İslâmda, her çocuk günahsız doğar. Hıristiyanlıkta ise, günahkâr doğar.
Bu da, akla, ilme, aykırıdır.
4-
İslâmda, ibâdetlerin mabette yapılma şartı yoktur. Her yerde ibâdet
edilebilir. Hıristiyanlar, kilisede putu, papazı aracı yaparak ibâdet eder.
5-
İslâmda günahları yalnız Allah affeder. Hıristiyanlıkta, güya papazın,
günahları affetme ve dinden çıkarma yani aforoz etme gibi yetkisi vardır.
6-
Yahudi kendini asil bilir. Hıristiyan, zenciyi aşağı görür. İslâmda ise
ırk, renk ve dil ayrımı yoktur.
7-
İslâmda bütün peygamberler beşer, yani insandır. Ancak seçilmiş, günahsız
insandır. Hiç kimse, diğerlerinin günahını çekmez. Hıristiyanlıkta, Hz.
İsa Oğul tanrıdır, günahkârların affolması için çarmıhta ölmüştür.
Bu da akla ve ilme aykırıdır.
8-
İslâmda hurafe yoktur. Diğer dinlerde ateşe, güneşe, taşa, heykele tapılır.
9-
İslâmda, "Dinde zorlama
yoktur" düsturu vardır. Hiç kimse dine girmeye zorlanmaz. Hıristiyanların
dine sokmak için yaptıkları işkenceler ve mezheb kavgaları meşhurdur.
10-
İslâm, iç temizliği yanında, dış temizliğe de çok önem verir. Meşhur
Versay Sarayında yıllarca bir hela yoktu. Bu, Hıristiyanların ne kadar pis
olduğunu göstermeye kâfidir.
11-
İslâm, sömürüyü reddeder. Bunun için kapitalizmi, komünizmi kabul etmez.
İslâm hariç, hiç bir dinin ekonomi sistemi yoktur. Bugün Hıristiyan ülkelerde
kapitalizm hakimdir.
12-
Müslümanların geri kalışları sebebi, dinlerinin icablarına uymamalarındandır.
Hıristiyanların maddi refaha kavuşmaları ise, dinlerinden uzak kalmalarındandır.
Müslümanlıkta cahil olan dinden çıkar, Hıristiyanlıkta ise, âlim olan Hıristiyanlığı
bırakır.
13-
İslâmda, alkol, uyuşturucu ve kumar haramdır. Zinanın cezası ise, ağır
olduğu için, fuhuş yaygınlaşamaz. Hıristiyan Batı, fuhuş bataklığı içindedir.
14-İslâm,
en yeni ve en son dindir. Kur'an-ı kerim, günümüze kadar hiç bozulmadan,
bir kelimesi bile değişmeden gelmiştir. Hâlbuki İncillerin birbirini tutmadığını
herkes bilir.
15-İslâm,
kadınlara çok kıymet vermiş, onlara en büyük hakları tanımış,
(Cennet anaların ayağı altındadır) buyurmuştur. Hiçbir din kadına bu
değeri vermemiştir.
16-İslâm
dini bir milletin değil, bütün insanlığındır. Allahü teâlâ, (Rabbülâlemin)dir,
yani bütün âlemlerin Rabbidir.
Niçin
Müslüman oldum?
(Atlas
Okyanusu ile Akdenizin birbirine karışmadığını gördüm ve ilmen de tesbit
edilmiştir. Bunun 1400 sene önce Kur'an-ı kerimde bildirildiğini duyunca, müslümanlığın
hak din olduğuna inanıp müslüman oldum.) Kaptan
Kusto (Fransız)
Kur'an-ı
kerim, Allahın adı ile başlıyor, Allahın birliğini bildiriyordu. Hayretim
arttı. Tevhid dini olan müslümanlığı seçtim. Cat
Stevens (İngiliz)
İslâm, çağları
ardında sürükliyen bir dindir. Müslüman olmakla, çağlarüstü dini seçmiş
oldum. Roger Garaudy (Fransız)
Anarşinin
ancak İslâm ahlâkına sahip olmakla önleneceğine inandım. İçkiyi bıraktım,
tesettüre girdim ve namaza başladım. Tına
Gfanzıl (Alman)
İslâmda,
ırk, renk ve dil farkı gözetilmediğini, herkesin eşit olduğunu, namaz kılarken
de rütbe ayrımı yapılmadığını gördüm. Müslüman oldum. Thomas
Clayton (Amerikalı)
İslâm, en iyi
şeyleri ihtiva eder. Hiç bir dinde kardeşlik, İslâmdaki gibi değildir. Dr.
Rolf Freiherr (Avusturyalı)
İslâm, sevgi,
doğruluk, temizlik ve güzel ahlâkı emrettiği için müslüman oldum. A.Uemura
(Japon)
İslâmı akla
da uygun bulup müslüman oldum. Cecilla
Cannolly (Avusturyalı)
İlim Çinde
de olsa alın hadisini okudum. İslâmın ilme verdiği önemi görünce müslüman
oldum. Mr.
Board (Amerikalı)
İslâm,
israf ve cimriliği yasaklayan, maddi- manevî her hususta en güzel kaideleri
olan dindir. Albay
Ronald Rockwell (Amerikalı)
İslâm dünya
ve ahiret mutluluğunu gösterdiği için müslüman oldum. B.Karai
(Zengibar)
Putlara değil
de, bir Allaha ibâdet etmeyi, doğruluğu, emanete riayeti, insanların haklarını
gözetmeyi emreden İslâmiyeti kabul ettim. Necaşi
(Habeş İmparatoru)
Tufeyl
bin Amr, usta bir şairdi.
Onun gibi şiirden anlıyan pek azdı. Kur'an-ı kerimi okuyunca, onun şiir ve
beşeri bir söz değil, ilahi bir kelam olduğunu hemen anlayıp müslüman
oldu